Uzman Klinik Psikolog Nurgül YILMAZ

 

Hayatı sürdürmek, gelişimi tamamlamak, hastalıktan korunmak, sağlıklı olabilmek için yeterli ve dengeli beslenmek temel bir ihtiyaçtır.
Yemek yeme temel ihtiyaç olmasının ötesinde de çoğu zaman farklı anlamlar da içermektedir. Sevinince kutlamak, üzüntü hissedince sıkıntıyı gidermek için yemek, sevgiyi göstermek, değerli hissettirmek için yiyeceklere başvurmak, bayramlarda tatlılar yapmak, misafirlere lezzetli yemekler hazırlamak, cenaze evlerine yemek yaparak götürmek, yaş günleri için sürpriz yemek masaları hazırlamak gibi pek çok örnek verebiliriz.
Hayatta önemli bir yer oluşturan yemek yeme davranışı bedensel hastalık ya da istenmeyen kilolara neden olmasa sorun yaşanmayabilirdi. Oysa toplumlarda “kilo almamak ya da zayıf olmak” konusu da giderek daha önemli hale gelmeye başlamıştır.
Endüstrileşen toplumlarda bol kalorili beslenme ve zayıf olma giderek daha fazla özendirilmeye başlanması bireyleri iki durum arasında bocalama yaşamalarına ve sıklıkla diyetlere yöneltmeye başlamıştır.
Diyete başlamaya karar vermek, kendisine uygun diyeti seçebilmek, diyet yaparken ruhsal ve bedensel sağlığını korumak ve diyeti rahat bir şekilde sürdürmek de birey için oldukça zorlu ve önemli bir süreçtir.
Bu süreç bireyin duygularını fark etmesi ve yönetebilmesini de içermektedir. Oysa çoğu zaman ne hissettiği konusu ile birey yalnız kalmakta ve daha çok yapması ya da yapmaması gereken davranışlara yöneltilmektedir.
Diyete başlama hazırlığında birey şu duygulara dikkat edebilmeli ve yönetme konusunda gerekirse destek de alabilmelidir.

Diyete başlama sürecinde birey hangi duygular içinde olabilir?

 Birey henüz diyet başlamaya hazır olmayabilir. Stresli ve yoğun bir dönemde başlamak diyetin sürdürülebilirliğini etkilemektedir. Süreç yüksek motivasyon ve hazır olunuşluk gerektirmektedir. Güçlü ve etkileyici yaşam olayları varken diyete başlamak yerine söz konusu yaşam olaylarıyla başa çıktıktan sonra diyete başlanabilir.
 Bireyin daha önceki diyet deneyimleri olumsuz sonuçlanmış olabilir ve bu konu hakkında başarısızlık, suçluluk duyguları yaşamış olabilir. Yeni diyete başlarken bu duyguların etkisini üzerinden atamamış ve hala kendisini suçluyor olabilir.
  Diyete yakınlarının ve çevresinin isteğiyle başlıyor olabilir ve çevresine karşı öfke, kırgınlık, hayal kırıklığı içinde olabilir.

 Bir programla sınırlanacağı düşüncesi rahatsız ediyor olabilir.

  Belirlenen yiyecekler ve bu yiyeceklere düzenli olarak ulaşma, hazırlama süreci zorlukları bireyi yıldırıyor olabilir.

  Yemek yemenin sosyal yanından mahrum kalacağı düşüncesi zorluyor olabilir.

  Diyet sonucu ulaştığı hedefler için verdiği çaba ve olası yoksunlukları ne kadar sürdüreceği ve dayanabileceği ile ilgili endişeleri olabilir.

  Birey, nasıl olsa diyete başlayacağım düşüncesi ile ihtiyaç duymasa da daha fazla yeme isteği duyabilir.

 Diyet süreci içinde birey hangi duygular içinde olabilir?

  Diyet sonrasında vereceği kiloların kendisine olumlu sosyal statü sağlayacağı düşüncesi içinde yüksek beklenti içinde sabırsızlık ve süreç istediği hızda sonuç sağlamıyorsa hayal kırıklığı yaşıyor olabilir.
 Aile ve çevresinin baskıyla diyete başlamış bireylerde diyet sürecinde yaşadığı zorluklarda öfke, kızgınlık ve hayal kırıklığı yaşıyor olabilirler.
 Kile vermeye yüklediği anlam zorlayıcı olabilir. Kilo vermek bireyin kendisini ispat edeceği bir savaş haline gelmiş olabilir dolayısıyla huzursuzluk ve sabırsızlık yoğun olabilir.
 Kilo veremediği dönemlerde hissettiği başarısızlık ve suçluluk duyguları diyetisyeninden ve başladığı programdan kaçma isteğine dönüşebilir.
 Diyet sürecinde iken bir kereden bir şey olmaz diyen çevresinin ikramlarına hayır deme güçlüğü ve verdiği mücadele direncini kırabilir, motivasyonunu düşürebilir.

Diyet sürecinde iken hayır deme becerilerini geliştirmek, yaşadığı olumsuz düşünce ve duyguların farkına varmak, diyetin hayatındaki bütün sorunları çözemeyeceğini bilmek ve bu sorunlar üzerinde çalışmak bireyin kendisiyle, diyetiyle ve çevresiyle barışmasına yardımcı olabilecektir.